Kahramankazansektor
ELVEDA GÜZEL MEMLEKET / Ekrem TEPECİK 10/04/2017
                                                   
 
     Bundan sekiz ya da on sene önce olmalı, Bir sabah namazı vakti Kilis Öncü Pınar Kapısından girmiştik Suriye Topraklarına. Yol yorgunluğu ve yabancı bir ülkenin hafiften de olsa huzursuz edici ortamında kıldık sabah namazını. 
 
      Hava aydınlanmaya başladığında doğan güneşle beraber aşina yüzler ve topraklar içimizi hafiften hafife ısıtmaya başlamıştı. Yolculuk ilerledikçe içimizdeki huzursuzluk hepten kaybolmuş çevreye ve çevredeki insanlara bakışımız daha sevecen daha gönülden olmuştu.
 
     İlk durağımız başkent Şam olacaktı. Tahminimiz ve niyetimiz Cuma namazından evvel oraya ulaşmak ve namazımızı da o mübarek beldede kılmaktı.
 
      Niyetimize nail olduk. Cuma namazından evvel otelimize yerleştik, abdestlerimizi aldık ve Şam Merkezindeki dünyanın en eski mabetlerinden biri olan Emeviye camiine hareket ettik. Emeviye Camii Şam’ın merkezinde Beyaz mermerden yer kaplamalarıyla döşeli çok genişçe bir meydanda yer almaktaydı. Her dönemdeki ilavelerle dar fakat çok uzun bir camii haline gelmişti. 
      Bu mübarek camii Hıristiyanlarca da kutsal bir mabet olup, onların inanışına göre Hazreti İsa caminin çatısındaki en sivri çıkıntıya basarak yeryüzüne vasıl olacakmış.
 
      Her farklı mekânda ibadet daha candan ve gönülden oluyor. O mübarek mabetteki ibadetim çok özeldi ve hafızamda hep canlı kaldı. Suriye’de Cuma hutbeleri en az bir saat sürer imiş. Dilini bilmediğimiz ortamda insanları süzerek ve inceleyerek vaktimizi geçirdik.
 
     Namazdan sonra bu devasa camiyi gezdik. En ilgi çekici köşesi;  Minberle duvar arasındaki bir mekândı. Bu köşede İmam Gazali hazretleri yıllar boyu meşhur “ İhya-i- Ulumiddin” adlı eserini yazmış ve hazırlamıştı. 
 
      Caminin avlusunun bittiği köşede Büyük Sultan Selâhaddin Eyyübi’nin Türbesi yer almaktaydı. Yüce sultan her zamanki mütâvazî halini türbesinde de yaşatmaktaydı. Ne güzel ne ibretlik bir davranıştır;  Selahaddin Eyyübi öldüğünde vasiyet eder: Kefeni bir mızrağa asılacak Şam sokaklarında dellallara bağırttırılarak dolaştırılacaktır. “Ey Ahali! Duyduk duymadık demeyin. Sultanınız Selahaddin öbür dünyaya sadece bu kefeni götürebiliyor.”
 
      Alman İmparatoru Wilhem’de Selahaddin Eyubi’nin hayranıdır. Gerçek lâhidin yanına bir benzerini de koyarak saygısını ifade etmiştir.
 
      Selahaddin’in Türbesinin hemen yanı başında İlk hava şehitlerimizin türbesi var. Birinci Dünya Savaşında Türk Ordularına ve Türk yurdundaki ahaliye moral ve cesaret vermek niyetiyle İstanbul’dan kalkan teyyaremiz, Filistin topraklarından dönüşte Şam Yakınlarında düşmüş, ilk havacı şehitlerimiz de bu türbeye defn edilmişler. Lütfen internetten bu ilk şehitlerimizin hikâyesini okuyun ve bu ilk şehitler için yakılmış türküyü dinleyin.
 
      Büyük İslâm alimi Muhiddin Arabi’nin Türbesini ziyaret ettik ve Camisinde bir Akşam Namazı kılmak nasip oldu. Bu mübarek camide müritlerinin bir halka içinde gayet coşkulu ve ritmik dua ayinleri,  ibadet ve tavafını seyretmek kısmet oldu.
 
      Şam Ovasını bir kartal yuvası gibi gözetleyen Kussiyon Tepesine çıktık bir Yatsı vakti. Hazreti Adem’in Oğulları Habil ile Kabilin Kavga ettiği ve ilk cinayetin işlendiği bu tepeden pırıl pırıl ışıklar içindeki Şam Ovasını seyretmek, açık berrak bir havada Samanyolu Galaksisini seyretmek gibi derin ve uhrevi bir duygu oluşturuyordu.
 
      Şam Mezarlığında Bilâli Habeş’inin, Hazreti Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit düşen yavrularının ve     birçok İslâm Ulularının kabirlerini ziyaret ettik.  
 
      Son Padişah Vahdettin Hazretlerinin Makûs kaderinin ve talihinin Şam’ın küçük bir mahallesine kadar sürüklediği kabirini ziyaret fevkalâde hüzünlü ve duygusaldı. Türbedarlığını yapan arap ailenin titiz gururlu ne şuurlu hali biz ziyaretçileri bir kat daha müteessir etmişti.
 
      Hamidiye Çarşısı Şam’ın en gözde ziyaret ve Alış veriş merkeziydi. Her şey bizden tarihimizden bir parçaydı. Bu güzel çarşıdaki bir hatıramı hiç unutmam. Yanımda Kahraman Kazan’ımızda yakinen tanınan İrfan Günaydın’la bir ayakkabıcı dükkânına girdik. Kırk iki numara ayakkabıyı nasıl söyleyeceğiz deyip İngilizce araştırmalar yaparken satıcı: Son derece düzgün ve şiirsel bir üslupla: “ Siz konuşun ben sizi anlıyorum” Dedi. Biz çok şaşırdık. Nihayetinde anladık; Satıcı Ermeni imiş ve kendini : Türkçe konuşan Ermeniyim. Diye tanıttı.
 
          Halep Daha bize yakın ve bizdendi. Kapalı Çarşısı uçsuz bucaksızdı ve ne ararsan vardı. Türklere ve Türk Parasına aşırı bir teveccüh vardı. Her mal bizdekinin yarı fiyatına ve kaliteli idi. Kapalı Çarşının hemen üzerinde Dev Halep Kalesi restore edilmekteydi. Yıllar yılı Türk Bayrağına ve Türk Valisine ev sahipliği yapan bu yapıyı hüzünlü gözlerle seyrettik.
 
          Halep Emeviye Camiini ve caminin ortasında medfun Yahya Peygamber mabedini hiç unutmam.
 
          Suriye İnsanı bizim bir parçamızdı Ziyaretimiz esnasında bizlere kardeşimiz akrabamız, köylümüz, mahallelimiz kadar yakınlık gösterdiler. Lokantalarında kahvehanelerinde sokakta her yerde izzet ve ikramda bulundular. Bizleri Ağırladılar.
 
          Elveda Güzel Memleket… Sana kavuşmak; bir daha o mübarek mekânlarını görmek umudum ve hayalim olsaydı sana güle güle derdim. 
 
          Biliyorum ne güzel insanlarından bir eser kaldı ne güzel mekânlarından. Uğrular Haydutlar kapladı dört yanını. Rus Ayısı abandı ufuklarına Amerikan Zalimi boğazına sarıldı bir taraftan Kralın Celladın oldu. Komşun, dindaşın ırktaşın her yakının bir tarafını didikledi. Cehennemin bir köşesinden adını sanını bilmediğin devletler tankı tüfeği ile karşına dikildi bu gün. Sözde sulh sükûn namına en canavar en hunhar silahlarını üzerinde dener oldular.
 
           Evlatların tarumar oldu denizlerde boğuldu, köle oldu, sürgün oldu, katl oldu. Dünyadaki en zor zulümleri yaşadılar.
 
           Seni görmeseydim belki acım biraz daha hafif olurdu. Bu gün her adını duyuşumda nefesim daralır gözlerim dolar. Vatanımda emanet üç beş vatandaşına verdiğim kendimce mütevazi hizmetim ve onlara gösterdiğim güler yüz belki bir nebze beni avutsa da bir daha bilirim ki Bir memleketin ölümü bir milletin ölümü kısacası İnsanlığın ölümü gözlerimin önünde sürüp gitmekte.
 
           ELVED GÜZEL MEMLEKET.
 
         
        
     
     
 
Bu yazı 1112 kez okundu.
Yazarın Tüm Yazıları
  1. 1. ELVEDA GÜZEL MEMLEKET (1113 kez okundu.) - 10/04/2017
Facebook Yorumları